NE DARBE NE DİKTA; YAŞASIN BAĞIMSIZ, DEMOKRATİK, LAİK TÜRKİYE!
[ BU SEÇİM; DEMOKRASİ, BARIŞ, ADALET, HAK VE HUKUKUN SEÇİMİDİR… ] TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası

ANA SAYFA   İLETİŞİM   WEBMAIL ERİŞİMİ   SİTE HARİTASI   ARAMA   BELGE KONTROL   ÜYE GİRİŞİ

İMO ANA SAYFA
Üye İşlemleri Referans Belgesi Tescilli İşyerleri Kongre Sempozyum Çalıştay Programı GENÇ-İMO Sıkça Sorulan Sorular

12 ARALIK 2019, PERŞEMBE   

45

BU SEÇİM; DEMOKRASİ, BARIŞ, ADALET, HAK VE HUKUKUN SEÇİMİDİR…

    Yayına Giriş Tarihi: 20.06.2019 00:00   Güncellenme Zamanı: 20.06.2019 09:44:55  Yayınlayan Birim: GENEL MERKEZ  
 

Güncellenme Zamanı: 20.06.2019 09:28:39

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Cemal GÖKÇE’nin “BU SEÇİM; DEMOKRASİ, BARIŞ, ADALET, HAK VE HUKUKUN SEÇİMİDİR…” Başlıklı Basın Açıklaması Halkımız ve Meslektaşlarımıza Önemle Duyurulur.

BU SEÇİM; DEMOKRASİ, BARIŞ, ADALET, HAK VE HUKUKUN SEÇİMİDİR…

Sayın İstanbul Halkı, 
Sevgili Meslektaşlarım,

Bilindiği gibi 23 Haziran tarihinde İstanbul`da Belediye Başkanlığı seçimleri yapılacak. "Gerekçesiz bir gerekçe" yaratılarak İstanbul Belediye Başkanı`na verilmiş olan mazbata geri alındı. Hak, hukuk, adalet ve demokratik kurallar çiğnendi. Aynı zarfa konulan dört tercihten biri geçersiz diğerleri geçerli sayıldı. Demokrasinin ve hukukun gerekleri göz ardı edildi. Ekonomik ve siyasal krizin yarattığı işsizlik ve yatırımlar konusu ülkemizin temel gündem maddesi olması gerekirken, İstanbul seçimi gündemimizin başköşesine oturdu.  

Bugün ülkemizde yatırımlar durmuş, yeni yatırımların önü kapanmıştır. Borçları ödeyecek ve yatırım yapacak para yok. Faizler %24, enflasyon oldukça yüksek, %20`nin üzerine çıkmış. İşsizlik 8 milyonu aşmış. Sorunlara çözüm bulması gereken ülkemizin yöneticileri varsa da yoksa da İstanbul" diyerek, "ihanet edilen" kentten bir türlü vazgeçmiyorlar.

Bir açık hava müzesi olan İstanbul`un tarihi kimliği yok edildi. Planlama ve mühendislik hizmetlerinin gerektirdiği bilimsel ve teknik gereklilikler yok sayıldı. 

‘Yap da nasıl yaparsan yap` anlayışıyla İstanbul "AVM ve gökdelenler" kentine dönüştü.  Üstelik bu yapılar yapılmaması gereken yerlere yapıldı. Orman alanları, su havzaları, kıyı alanları, deprem toplanma alanları, dere boyları ve dere yatakları kontrolsüz bir şekilde işgal edildi. İstanbul başta deprem olmak üzere doğal afetlerin kucağına atıldı. Bir afetten beş afet yaratıldı. 

Var olan Atatürk Havalimanı kapatılıp yapılmaması gereken yere yeni bir havalimanı yapıldı. Oysa mevcut havalimanları genişletilip Silivri`ye yeni bir havalimanı yapılabilirdi. Yap-işlet-devret (YİD) modeliyle yapılan 3. Köprünün, Tüp Tünelin ve Otoyolun parasını bugün oradan geçmeyenler de ödüyor.

Geçtiğimiz yıl devlet haznesinden 2,5 milyar lira para ödendi. Oysa her yıl bizlerin ödediği bu para ile yeni bir köprü daha yapılabilirdi. Artık uçmadığımız uçakların ve gitmediğimiz hastanelerin parasını da ödeyeceğiz. Kent merkezlerinde bulunan hastaneler de kapatılıyor. Yaşadığımız ekonomik krizin bir nedeni de akıl ve bilim dışı yapılan bu tür yatırımlardır. 

İstanbul; kaynakları fazla olan, fakat kaynakları açık ve şeffaf bir şekilde kullanılmayan bir kent olmaktan kurtulamadı. İstanbul`un sorunları azalacağına giderek artıyor. Her sorunun bir bedeli var. Bu bedel büyük ölçüde sizlere ödetildi. Bir grup insan ise İstanbul`un kaynaklarını yedi bitirdi. İstanbul`un parkları ve bahçeleri yok edildi, betonlaştırıldı. Kontrolsüz ve bilim dışı yapılaşma İstanbul`un ulaşım ve trafik sorununu daha da artırdı. İstanbul`un denizle olan ilişkisi kesildi, İstanbul kapalı bir hapishaneye dönüştürüldü.

Bu yapıları kimler yaptı, hangi belediye ve hangi iktidar döneminde yapıldı bu yapılar? 

1994 yılından bu yana İstanbul`u, 2002 yılından buyana ülkemizi kimler yönetiyorsa, ihaneti de büyük ölçüde onlar yaptılar. Zaten "Biz İstanbul`a ihanet ettik" dediler, saklayamadılar. Bu ihanetin sürmesi bizlerin vicdanını sızlatır. İhanete ortak eder.  O halde; "sorun yaratanların sorunları çözme şansları yoktur". Yeni bir yola, yeni bir yönetime ihtiyacımız var. 

Sayın İstanbul Halkı, Sevgili Meslektaşlarım,  
Deprem nedeniyle ortaya çıkan can ve mal kayıpları bile İstanbul`u yaşanabilir bir kent olma noktasına getiremedi. İstanbul`un rantı haksız ve şeffaf olmayan bir şekilde birilerine aktarıldı. Bu durum mekânsal ve çevresel ölçekte nitelikli bir yapılaşmanın önünü kesti. Açıkçası sağlıksız büyüme ve bu büyümenin oluşturduğu haksız ve hukuksuz uygulamalar İstanbul`u, yeni ve büyük risklerle karşı karşıya bıraktı.

İstanbul; yok oluşun, yaşanmaz bir kentin, kişi ve gruplara aktarılan haksız kazancın önemli bir merkezi oldu. Açıkçası 23 Haziran seçimlerine giden sürecin gerekçesini böyle bir yerde aramak gerekir.

Sayın İstanbul Halkı, Sevgili Meslektaşlarım,
Kentsel hizmetlerin ayrıcalıklı olmaması gerekir. Barınma, eğitim, sağlık, denizlerden yararlanma ve ulaşım hizmetlerinin bir insan hakkı konusu olduğu açıktır. İstanbul`da mekân güvenliği kalmamıştır. Açıkçası sağlıklı, yaşanabilir ve güvenli bir çevrenin yaratılması gerekirdi. Kentsel gelişmenin ve ilerlemenin özü,  demokratik katılım ve etkili denetim hizmetlerinin yapılmasından geçer. Yıllardır ifade ettiklerimiz Sayıştay Raporlarıyla bir kez daha doğrulanmıştır. 

Açıktır ki; şeffaf ve hesap verebilir bir yerel yönetim anlayışının İstanbul ve diğer kentlerimiz de hâkim kılınması gerekiyor. Kent insanından kaçırılarak yapılan uygulamaların toplumsal yarar yerine, kişisel ve grupsal çıkar sağlayacağı ve sağladığı açıktır. Bu tür uygulamaların kamu yararı sağlaması düşünülemez.

Sayın İstanbul Halkı, Sevgili Meslektaşlarım,
Bizler; ahlak, mesleki yetki ve etik bir anlayış içinde hizmet üretmeye çalışıyoruz. Bugünkü gidişin iyi bir gidiş olmadığını yaşayarak görüyoruz.

Demokratik bir yerel yönetim sadece kentlerin imar,  şehircilik ve sağlıklı yaşamasını ortaya koyan bir örgütlenme şekli değildir. Aynı zamanda yönetim sürecine demokratik bir katılımın sağlanmasıdır. Ayrıca, ülkemiz de gittikçe kaybolan toplumsal bir tartışma kültürü ve hoşgörünün öncelikli olarak ülkemizi ve kentlerimizi yönetenlerin bilincine yerleşmesidir. Merkezi idarenin baskısı altında kalan yerel yönetimlerin demokratikleşmesi mümkün değildir. 

Sonuç olarak; 
23 Haziran Pazar günü yapılacak olan İstanbul Belediye Başkanlığı seçimi birçok kişi arasında yapılan bir seçim değildir. Bu seçim; demokrasi, barış, adalet, hak ve hukukun seçimidir. 16 milyonluk bir İstanbul`un iradesi "gerekçesiz bir gerekçe" ile yok sayılmış, sorunlar daha da büyümüştür. Kutuplaştırma ve bölme siyaseti ülkemizi haddinden fazla yormuştur. Bu siyaset ve yönetme biçimi sürdürülemez. 

Bizler; bildiklerimizi, gördüklerimizi, yaşadıklarımızı yazmazsak; önce kendimize, sonra İstanbul`a ve ülkemize ihanet etmiş oluruz. 

"Bir ihanet içerisinde olamayız." 
İstanbul`un ve ülkemizin bir kaynak sorunu olmadığını yıllardır söylüyoruz. Kaynaklarımızın doğru kullanılmaması gibi bir sorunumuz var. Bu nedenle yaşanmaz bir İstanbul yaratanlara oy vermeyeceğimizin bilinmesini isteriz.  

Tüm tehditlere rağmen, yurttaşlarımızın ve meslektaşlarımızın sandık başına giderek oylarını kullanmalarını, ayrıca kullanmış oldukları oylarına sahip çıkmalarını ülkemiz ve İstanbul adına önemsiyoruz. 

Tüm halkımızın ve meslektaşlarımızın bilgisine saygıyla sunuyoruz.

20.06.2019

Cemal GÖKÇE
TMMOB 
İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı


Okunma Sayısı: 716

Tüm Basın Açıklamaları »

Sayfayı Yazdır