NE DARBE NE DİKTA; YAŞASIN BAĞIMSIZ, DEMOKRATİK, LAİK TÜRKİYE!
[ DEPREM GERÇEĞİNİ UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ! ] TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası

İMO ANA SAYFA   ŞUBE ANA SAYFA   ŞUBE İLETİŞİM   ARAMA   WEBMAIL   BELGE KONTROL   ÜYE GİRİŞİ

İMO ANA SAYFA
Üye İşlemleri Referans Belgesi Tescilli İşyerleri Kongre Sempozyum Çalıştay Programı GENÇ-İMO Sıkça Sorulan Sorular

24 EKİM 2018, ÇARŞAMBA   

27

DEPREM GERÇEĞİNİ UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ!

    Yayına Giriş Tarihi: 14.08.2018 00:00   Güncellenme Zamanı: 14.08.2018 16:53:13  Yayınlayan Birim: ADANA ŞUBE  
 

Güncellenme Zamanı: 14.08.2018 16:48:39

Şubemiz, 17 Ağustos 1999 Marmara Depreminin 19. yıldönümünde basın toplantısı ve ‘Depreme Duyarlılık Sergisi’ düzenledi 14.08.2018

 

17 Ağustos Marmara Depremi`nin 19. yıldönümü dolayısıyla Şube binamızda Şube binasında basın toplantısı ve ‘Depreme Duyarlılık Sergisi` düzenlendi.  Şube Başkanımız Zekeriya Turanbayburt tarafından yapılan,  CHP Adana Milletvekili, Jeoloji Yüksek Mühendis Dr. Müzeyyen Şevkin Seyhan Belediye Başkan Yardımcısı Hıdır Çak, TMMOB Adana İKK Sekreteri Erol Salman, Gıda Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Şehmus Alparslan, Adana emek ve meslek örgütlerinin temsilcileri ve İMO Adana Şube üyelerinin katıldığı basın açıklamasının ardından deprem sergisi katılımcılarla birlikte gezildi ve sergi görselleri üzerinde değerlendirmeler yapıldı.

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi Basın Açıklaması metni :

DEPREM GERÇEĞİNİ UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ!

İnşaat Mühendisleri Odası olarak deprem gerçeğini unutmadık, unutmayacağız. 17 Ağustos 1999 Gölcük ve 12 Kasım 1999 Düzce depremleriyle ortaya çıkan acıların yükünü kalbimizde taşıyoruz. Başta yerel ve merkezi düzeyde ülkemizi yönetenler olmak üzere; her kurum, kuruluş ve imza sorumluluğunu üzerinde taşıyan herkesin bu günlerde bir kez daha düşünmesini istiyoruz.

1999 depremleri, bölgede yapı stokunun %25`inin kullanılmaz hale gelmesine neden oldu. Depremden sonra görüldü ki, sorun sadece göç ve bunun getirdiği gecekondulaşmayla açıklanamayacak kadar büyük. Kaçak yapılaşmanın olağan sayıldığı ülkemizde, ağır hasarlı binaların arasında devlet daireleri, hastane ve okulların da bulunması; sorunun sadece bir imar sorunu değil, daha farklı boyutlarının olduğunu da açıkça ortaya koydu.

ÜLKEMİZİN DEPREMSELLİĞİ ve YAPI STOKUNUN MEVCUT DURUMU

Hafif hasarla atlatılması gereken depremlerde dahi yapıların kullanılamaz hale gelmesi ve can kayıplarına yol açması, mevcut yapılardaki tehlikenin boyutunu gözler önüne sermektedir.

Ülkemizde yaklaşık yirmi milyon yapı bulunmakta, ancak bu yapı stokunun ayrıntılı bir envanteri çıkarılmadığı için depremde bir bütün olarak nasıl bir davranış sergileyeceği bilinmemektedir. Bilinen, mevcut binaların % 67`sinin ruhsatsız, % 60`ının 20 yaşından büyük olduğudur.

17 Ağustos 1999 tarihinden bu yana 19 yıl geçmesine rağmen, her an deprem tehlikesi ile karşı karşıya olan ülkemizde, kısa süreli ve acil olan bazı önlemlerin bile alınamadığı, oy ve rant uğruna var olan risklere yenilerinin eklendiği görülmektedir. Üzülerek söylemek gerekir ki; deprem güvenliği bakımından 1999 yılından daha iyi durumda değiliz.

ŞANTİYE ŞEFLİĞİ, YAPI RUHSATLARI VE YAPI DENETİMİ

1999 depremleri, asıl sorunun sağlıksız ve kaçak yapılaşma, mühendislik hizmeti almadan yapıların üretilmesi ve yapı üretim sürecinin denetlenmemesi olduğunu açığa çıkardı.

Belirtmeliyiz ki, uzmanlıklar dikkate alınmadan şantiye şefliği görevlendirilmesi bilime ve bilgiye aykırıdır. Ayrıca 30.000 m2‘ye kadar 5 inşaatın şantiye şefliğini yapmış olmak doğru değildir.

Yine yakın bir zaman önce ruhsatlardan, mühendis ve mimarların imzasının kaldırılmış olması sahteciliğe neden olacağı gibi,  mesleki yetkinliği de zaafa uğratacaktır.

Açıktır ki, Yapı Denetim Yasası`nda gerekli değişiklikler, ihtiyaç duyulan düzenlemeler yapılmaz ise, on yıl sonra aynı sorunlarla karşı karşıya kalınacak, olası bir depremde başta kamu binaları olmak üzere konutlar, işyerleri ağır hasar görecek, çok sayıda bina yıkılacak, can ve mal kayıpları yaşanacaktır.

PLANLAMA VE KENTSEL DÖNÜŞÜM

2011 Van Depremi Kentsel Dönüşüm için milat olarak kabul edilerek, 2012 yılında 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Kanunu ile kentsel dönüşüm proje ve uygulamaları yasalaştı.

Depreme karşı kentlerimizi, binalarımızı hazır hale getirmek iddiasıyla başlatılan kentsel dönüşüm projelerinin bu amaca ne kadar hizmet ettiği tartışmalıdır.  "Riskli alan", "riskli yapı" belirlenmesindeki adaletsizlik, keyfilik ve hukuksuzluk, mağduriyetlere ve hak kayıplarına yol açmakta, yeni sorun alanları yaratmaktadır.

YIK-YAP anlayışı kentsel dönüşümün temel mantığı olarak karşımıza çıkmaktadır. Kentlerimiz inşaat projelerinin birer "ARAZİSİ" haline dönüşmüştür.

Kentsel dönüşüm; sosyal adalet, sosyal gelişim, sosyal bütünleşme, tarihi ve kültürel mirasın korunması anlayışıyla; kapsamlı bir şekilde projelendirilmeli ve uygulanmalıdır.

İMAR AFLARI - İMAR BARIŞI!

Ülkemizde oy alma ve siyasi kaygılar nedeniyle "AF KONUSU" her seferinde "bu son denilerek" defalarca yenilenmiştir. Yine 24 Haziran seçimleri öncesi ülke tarihinin en kapsamlı "İMAR AFFI" çıkarılmıştır.

Yapılan düzenleme ile hiçbir mühendislik hizmeti almayan yapılar, herhangi bir kontrol mekanizması olmaksızın, kuralsızca, sadece mal sahibinin beyanı ile kayıt altına alınarak yasal statü kazanmaktadır. Su havzaları, dere yatakları ya da hazine arazilerine yapılmış kaçak yapılar da bu af kapsamına alınmıştır.

17 Ağustos 1999 ve 2011 Van Depremlerinden bile hiçbir dersin çıkarılmadığı görülmüş,  rant ve oy uğruna halkımızın can ve mal güvenliği tehlikeye atılmıştır. Beyoğlu-Sütlüce`de kaçak olarak yapılmış olan bina yıkılmasaydı, çıkarılmış olan aftan yararlanarak yasal hale gelecekti.

YAPILARI DEPREME KARŞI HAZIRLAMANIN YOLU

Ülke topraklarımızın önemli bir bölümü deprem riski altındadır. Sorun depremin kendisi değil afete dönüşmesidir. Ülke gerçekleri hazırlıklı olmamızı işaret ediyor.

Yapıları depreme karşı hazırlamanın iki yolu vardır: İlki; mevcut yapı stoku durumunun tespit edilerek iyileştirilmesi, onarılması, güçlendirilmesi veya yeniden yapılmasıdır.

İkincisi; yeni yapılacak olan yapıları, bilim, teknoloji ve mühendislik ilkeleri doğrultusunda yapmaktır. Planlama ve tasarım aşamasından yapının kullanıma açılmasına kadar tüm süreçlerin mesleki yeterliliğe sahip mühendisler tarafından yönetilmesi ve denetlenmesidir. Ayrıca, risklerin transfer edilmesi bakımından yapı sigortası ve mesleki sorumluluk sigortası yapılmalıdır.

Unutulmamalıdır ki; bir doğa olayı olan depremin, doğal afete dönüşmesini önlemenin yolu, planlama-kentleşme ve yapı denetim sisteminden geçmektedir.



Okunma Sayısı: 37

Adana Şube Kaynaklı Basın Açıklamaları »
Tüm Basın Açıklamaları »

Sayfayı Yazdır